Hukukçulardan nefret söylemi ve yasaların yetersizliği uyarısı: Toplumsal barışa tehdit!

Hukukçular Aslı Murat ve Mustafa Özbilgehan, okullarda yaşanan başörtüsü tartışmalarının ardından sosyal medyada artan nefret söylemini ele alarak, mevcut yasaların yetersizliğine ve cezalandırma eksikliklerine dikkat çekti. Her iki uzman, toplumsal barışın korunması için hem hukuki hem de toplumsal düzeyde kapsamlı adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Hukuçu Aslı Murat ve Mustafa Özbilgehan, okullarda yaşanan başörtüsü tartışmalarının ardından sosyal medyada artan nefret söylemi ile ilgili Kıbrıs Postası'na önemli açıklamalarda bulundu. Her iki uzman da, nefret söyleminin toplumsal barışa ve bireysel özgürlüklere yönelik ciddi tehditler oluşturduğunu vurgularken, mevcut yasal düzenlemelerin yetersizliğine dikkat çekti.
Murat ve Özbilgehan, bu tür söylemlerle mücadele için hem hukuki hem de toplumsal düzeyde kapsamlı adımlar atılması gerektiğini ifade etti.
ASLI MURAT: YASADAKİ EKSİKLİKLER, NEFRET SÖYLEMİYLE MÜCADELEDE CİDDİ BİR BOŞLUK YARATIYOR, CEZASIZLIK NEFRET SÖYLEMİNİ MEŞRULAŞTIRIYOR
Hukuçu Aslı Murat, Kıbrıs Postası'na öncelikle nefret söyleminin tanımını yaparak, "Nefret söylemi, bir birey veya gruba karşı ırk, din, inanç, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim gibi özellikleri nedeniyle aşağılayıcı, tehditkâr veya ayrımcı ifadeler kullanılmasıdır. Bu tür söylemler, toplumda belli kesimleri hedef göstererek psikolojik baskıya maruz bırakır, korku iklimi yaratarak özgürlükleri kısıtlar ve toplumu ayrıştırarak barışı tehdit eder," dedi. Murat, nefret söyleminin sonucu olarak meydana gelen nefret suçlarının, mağdurun fiziksel saldırı, mala zarar verme, tehdit gibi fiillere maruz kalması olduğunu belirtti ve "Bir kişinin belirli bir toplumsal gruba karşı aşağılayıcı ve tehdit içeren ifadeler kullanması nefret söylemi olabilir. Eğer bu söylemler neticesinde o kişi veya kişiler mağdur olursa, nefret suçu oluşur," ifadelerini kullandı.
Murat, Ceza Yasası'nda doğrudan nefret suçunu düzenleyen iki madde bulunduğunu ve bunlardan birinin 171. maddeye dayandığını belirtti. Ayrıca, 172. maddede ise önyargı veya nefret saikiyle psikolojik veya ekonomik şiddet uygulamanın suç sayıldığını söyledi. Ancak, bu düzenlemelerin sınırlı olduğunu ve genişletilmesi gerektiğini vurguladı. "Örneğin, ırk, etnik köken, inanç, siyasi görüş veya engellilik temelli nefret söylemini doğrudan ele alan bir yasa bulunmuyor. Bu eksiklik, nefret söylemiyle mücadelede ciddi bir boşluk yaratıyor, cezasızlık nefret söylemini meşrulaştırıyor ve sosyal medyada bu tür ifadelerin yayılmasını kolaylaştırıyor," dedi.
"NEFRET SÖYLEM VE SUÇLARI SADECE CEZALANDIRMA İLE SONA ERDİRİLEBİLECEK BİR MESELE DEĞİLDİR, TOPLUMSAL ZİHNİYETİN DE DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKİR"
Murat, yasal düzenlemelerin yanı sıra toplumsal zihniyetin de değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. "Nefret söylemi ve onun neticesinde ortaya çıkan nefret suçları, sadece cezalandırma ile sona erdirilebilecek bir mesele değildir. Toplumsal zihniyetin de değiştirilmesi gerekir. Eğitim sisteminde farklılıklara yönelen düşmanlığı ve önyargıyı ortadan kaldırıcı bir müfredata ihtiyacımız var," diye belirtti. Murat, Milli Eğitim Bakanlığı'na, zorunlu insan hakları derslerinin müfredata eklenmesi ve zorunlu din derslerinin her türlü inancı içerecek şekilde felsefi bir boyuta kazandırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca, Meclis'in nefret suçlarına yönelik mevzuatını güncellemesi gerektiğini vurguladı.
Murat, medyanın da bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirterek, "Medyaya büyük bir görev düşüyor. Nefret söylemi içeren ifadelerin yaygınlaştırılmasının önüne geçmek için ciddi bir süzgeç kullanılmalı. Çünkü birinci ayağı eğitimken, ikinci önemli alan ise medyadır," dedi.
Murat, “Beğenmeyen Rum’a gitsin”, “selasını okumam” ve “burdaki öğretmenler ölünce leşleri bizim camilerde sokulmasın” gibi tehdit içerikli ifadelerin yaygınlaşmasının nedenine dair de açıklamalarda bulundu. Murat, son iki haftada yaşanan kaosun sorumlusunun hükümet olduğunu belirterek, “Söz konusu tüzüğü toplumun kucağına adeta bir ateş topu gibi bırakan hükümettir. Eğitimde o kadar sorun varken, bu gündemle çocuklar, aileler, öğretmenler, sendikacılar ve toplum ciddi şekilde kutuplaştırıldı. Birilerinin işine de geldi ki, manipülasyon ve yalan bilgiler yayarak bu yarayı iyice kaşımaya devam ettiler,” dedi. Murat, yaratılan korku ikliminin neye sebebiyet verebileceğini de belirterek, “Bu süreçte veya neticesinde hedef haline getirilen tek bir kişinin zarar görmesinin sorumluları, suçu işleyenler kadar açıklamalar yaparak düşmanlığı azmettirenler olacaktır,” şeklinde konuştu.
"NEFRET SÖYLEMİ GÖRMEZDEN GELİNDİĞİNDE TOPLUMDA DAHA BÜYÜK AYRIŞMALAR VE TEHDİTLER YARATIYOR"
Murat, nefret söylemiyle ilgili yasaların yeterince güçlü olmadığı gibi, mevcut yasaların uygulanmasında da eksiklikler olduğunu belirtti. “Birçok vakada hukuki süreçlerin başlatılmadığını görüyoruz. Bu konuda mevcut düzenlemelerle ilgili polis teşkilatında eğitimlerin yapılması, medya etik kurulunun daha etkin çalışabilmesi için yasal araçlarla güçlendirilmesi gerekir,” dedi. Murat, bahsi geçen kişiler aleyhine hukuki işlemlerin vakit kaybetmeksizin başlatılması gerektiğini ve bu sürecin yalnızca yasalarla değil, toplumsal zihniyet ve nüfus politikasıyla da ilgili olduğunu ifade etti.
Son olarak, Murat, nefret söylemini önlemek için hem hukuki düzenlemelerin yapılması hem de toplumu bu tehlikenin ciddiyeti hakkında eğitmenin gerektiğini söyledi. “Bugüne kadar ülkede nefret söylemi üzerine ciddi bir tartışma yapılmadı. Ancak yaşanan olaylar gösteriyor ki, nefret söylemi görmezden gelindiğinde toplumda daha büyük ayrışmalar ve tehditler yaratıyor,” diyerek, “Yaşanan olayları hafife almayıp ciddiyetle üzerine çalışma yapmak önemlidir,” şeklinde ekledi.
MUSTAFA ÖZBİLGEHAN: MEVCUT DÜZENLEMELERİN, SOSYAL MEDYADAKİ NEFRET SÖYLEMİNE KARŞI YETERLİ CAYDIRICILIĞA SAHİP OLDUĞUNU SÖYLEMEK ZOR OLUR
Gençlik Federasyonu Genel Başkanı ve Avukat Mustafa Özbilgehan ise, nefret söyleminin toplumsal barış ve huzur için büyük bir tehdit oluşturduğunu belirterek, bu konuda ülkemizde yapılması gereken yasal düzenlemelere dikkat çekti. Özbilgehan, “Sorunuzda bahsedilen etnik ayrımcılık veya dinî nefret söylemi barındıran ifadeleri, Fasıl 154 Ceza Yasası'nda belirtilen zem ve kadih (194-202) ile şiddet tehdidi kullanma (91) suçları kapsamında değerlendirmek mümkündür. Ancak bu düzenlemelerin özellikle sosyal medyadaki nefret söylemine karşı yeterli caydırıcılığa sahip olduğunu söylemek zor olur” dedi.
Özbilgehan, ayrıca soruşturmaların yavaş ilerlemesi ve anonim hesapların takibindeki zorlukların bu sorunu derinleştirdiğini ifade etti. Türkiye ile karşılaştırıldığında, ülkemizdeki yasaların farklılık gösterdiğini belirten Özbilgehan, “Türkiye'de Türk Ceza Kanunu, etnik veya dinî gruplara yönelik nefret söylemini açıkça suç olarak tanımlarken, KKTC'de bu tür ifadeler ancak genel hükümlerle yargılanabiliyor. Bu durum, nefret söyleminin cezasız kalmasına veya hafif cezalarla sonuçlanmasına yol açabilmektedir” şeklinde konuştu.
"FASIL 154 CEZA YASASI İÇERİSİNE YENİ DÜZENLEMELER EKLENEBİLİR"
Özbilgehan, bu sorunun çözümü için önerilerde de bulundu. “Fasıl 154 Ceza Yasası içerisinde yapılacak bir düzenleme ile Türkiye'deki yasal durum örnek alınarak, ancak oradakinin ilerisinde siyasi düşünceyi koruyacak bir 'halkı kin ve düşmanlığa sevk etme' maddesi eklenebilir. Ancak bu düzenleme, ifade özgürlüğünü kısıtlamayacak şekilde net kriterlerle tanımlanmalı ve uzun vadede ifade özgürlüğü aleyhinde bir silaha dönüştürülmemelidir” dedi. Ayrıca, Özbilgehan, uluslararası sosyal medya platformlarına ülkedeki hassasiyetler ve nefret suçu sayılabilecek beyanlar hakkında bilgiler verilerek içerik kaldırma ve hesap askıya alma yükümlülükleri getirilmesini önerdi.
Özbilgehan, anonim hesapların takibini kolaylaştıracak teknik ve hukuki altyapının güçlendirilmesi gerektiğini de vurguladı. Nefret söylemiyle mücadelede yalnızca yasal düzenlemelerin yeterli olmayacağını belirten Özbilgehan, toplumsal bilincin artırılması için eğitim kurumlarında ve medyada farkındalık çalışmaları yapılması gerektiğini ifade etti. “Sivil toplum kuruluşlarının katkısı teşvik edilmelidir. Ülkemizin çok kültürlü yapısını korumak ve toplumsal barışı sağlamak için nefret söylemine karşı etkili ve dengeli bir yaklaşım benimsenmesi şarttır. Bu süreçte, ifade özgürlüğü ile toplumsal huzurun korunması arasında hassas bir denge kurulmalıdır” şeklinde konuştu.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.