KKTC’yi tanırlar mı?

Yayın Tarihi: 08/07/24 07:00
okuma süresi: 5 dak.

Kıbrıs sorunun çözümü ile ilgili umudum her geçen gün azalıyor. Çözüm yanlısı konuklarımız her ne kadar eylülde gerçekleşecek New York zirvesi sonrasında Kıbrıs meselesinde bir hareketlilik olacağını savunsalar da artık anladım ki Türkiye’nin federasyon çatısı altında bir çözüm modeline oluru yok. Daha önce de yazdım Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Kıbrıs politikasına Türkiye çok ciddi destek veriyor. Zaten Tatar da iki devlet derken eşit egemen derken Ankara hükümetinin politikası da bu olduğu için söylüyor. Hemen hemen her gün AK Parti hükümetinin bakanları iki devlet vurgusuna destek yaparak federasyon zemininde bir çözüm şekline uzak olduklarını ifade ediyorlar. Farkındaysanız bu tür açıklamalar son derece arttı.

Bu nedenle ben Kıbrıs sorununda bir gelişme pek beklemiyorum. Öte yandan hem Cumhurbaşkanı Tatar hem de Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Azerbaycan Şuşa’daydılar. Hatta Cumhurbaşkanı Tatar, Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev ile de bir görüşme gerçekleştirdi. Artık Azerbaycan bizi tanır mı konuşuluyor. Türkiye’nin sayesinde Azerbaycan ile çok ciddi bir yakınlaşma sürecinin içine girdik. Birleşmiş Milletler kararları dururken Azerbaycan KKTC’yi tanır mı bakın orası tam bir muamma. Belki Azerbaycan şu an KKTC’yi tanımıyor ama oldukça yakın ilişkiler kuruyor. Bu bir tanınmayla sonuçlanır mı onu da bekleyip göreceğiz.

Kıbrıs konusu ne yazık ki şimdilik rafa kalktı. Artık gerek KKTC’nin gerekse yenilenmiş bir devlet isminin tanıtılması politikasına geçilecek. Ne kadar yapılabilirse. Şu an için Azerbaycan ile iyi ilişkiler var; Azerbaycan’ın toplantılarında başka Türk cumhuriyetler de var, önemli bir dış politika hamlesiyle bu ülkelerle de istişareler yapılabilir. Tanınma olmasa da devletin temsiliyeti sergilenebilir ve statüsü yükseltilebilir.

KKTC’NİN TANITILMASI ARTIK PROFESYONELCE YAPILMALI

Bir gerçek var ki KKTC’nin uluslararası dünya ile teması ancak Türkiye’nin açacağı kapılarla olabilir. Devlet olarak bizim de gayret etmemiz ve Türkiye’yi bu bağlantıların kurulabilmesi açısından pozitif anlamda kullanmamız gerekiyor. Madem ki Kıbrıs sorunu şu sıralar tatile çıktı ve öyle gözüküyor ki uzun bir süre müzakereler olmayacak o zaman devletimizin statüsünü yükseltmemiz gerekiyor. Daha önce de yazdım yine yazmakta bir çekince görmüyorum. Lobicilik için ciddi bir bütçe ayrılması gerekiyor. Hem Cumhurbaşkanı için hem de Dışişleri Bakanı için ciddi bir fon ayrılması ve bu önemli iki makamın önünü açmak gerekiyor. Cumhurbaşkanı devleti temsil ettiği için belli başlı görüşmeleri ve katılımları zaten var, burada Dışişleri Bakanlığı’nın eli güçlendirilmeli ve daha çok lobi yapmasının önünün açılması gerekiyor. Avrupa Birliği’nin Almanya, Fransa ve Brüksel gibi garantör ülke İngiltere gibi ülkelerde Kıbrıslı Türklerinin haklı davasını ve Rum tarafının tek başına AB’ye alınmasının Kıbrıslı Türklere ne kadar zarar verdiğinin daha çok anlatılması gerekiyor. Ne kadar çok lobi o kadar çok bilinç demektir.

Madem ki Kıbrıs sorunu artık rafa kalktı ve Türk tarafı olarak bizler federasyon görüşmeyeceğiz ve devletin tanıtımına önem veriyoruz, bu tanıtma işleri ve lobicilik profesyonelce yapılmalı ve bu iş için ciddi bir fon ayrılmalı. Dışişleri Bakanlığı’nın eli güçlendirilmeli, gerekirse iyi bir diplomat ekibi kurulmalı.

Yoksa Türkiye ayarlar biz gider görüşürüz ile kalırsak devleti tanıtma işleri de yetersiz kalır. KKTC belki hiçbir zaman fiili anlamda tanınmayacak ama böyle bir devletin olduğunu kabul ettirip ekonomik ve siyasi ilişkiler kurabiliriz. Madem ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi dünya beşten büyüktür o zaman biz de bu büyüklüğü kendi lehimize çevirelim.

*****************

Günün Sözü

Seni anlatabilsem seni… Yokluğun, cehennemin öbür adıdır. Üşüyorum, kapama gözlerini.

Ahmet Arif


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları