Bir motivasyon gerek
Bir kazan gibi kaynıyor memleket, hem de fokur fokur.
Sorunlar yerel, çözümler yerel bile değil. Pek çok ülkenin aştığı, bitirdiği meselelere biz daha gelemedik bile.
Zaman zaman yurt dışına çıkılınca bazı şeyler daha iyi görülüp, anlaşılıyor. Farklı yerler, orada süren yaşamlar… Görüyorsunuz; herkes işinde gücünde, çalışıyor, kendi bütçesine göre bir yaşam standardı oluşturmuş. Önemli ihtiyaçlara çözümler bulunmuş; elektrik, su, ulaşım gibi konular yıllarca sürüncemede kalmaktan çıkmış.
Dönüp içimize bakıyoruz; kendi yaşadıklarımıza, her gün yüzleştiğimiz, değişmez sorunlarımıza. Parayla elde edilen pek çok imkânın yanında, yaşam kalitesini artıracak, ülkenin geneline yönelik bir vizyon yok. Bu ülkede yaşayan her bireyin kaybıdır bu.
Spor, sanat, kültürel etkinlikler yok denecek kadar az. Elbette yapılmaya çalışılanlar, uğraşanlar yok değil; fakat belli ki yeterli değil. Üretim, sanayi, turizm mutlaka desteklenmeli, devletin ağırlığı bu alanlarda olmalı, sürdürülebilir bir sistem şart.
Tüm bunları besleyen, devamlı kılan, sürdürülebilir bir noktaya getiren en önemli unsur motivasyondur. Adı üstünde; teşvik, motive etmek, yönlendirmek.
Bugün bir sporcu veya bir spor kulübünü, futbolcuları, üstelik artan ve büyüyen başarı için ne motive eder? Eskiden kulüpçülük vardı; köy yerlerinde köy sevgisi, şehir kulüplerinde forma sevgisi, camia tutkusu… Bugün bunlar yok.
Şampiyonlar Ligi, tüm dünyanın merakla, ilgi ve heyecanla izlediği Avrupa futbolunun en prestijli organizasyonlarından biri. Ve bir Kıbrıs takımının tarihi başarısı: Güney Kıbrıs temsilcisi Pafos ya da Baf, 11 yıl önce kurulmuş; bugün Şampiyonlar Ligi’nde Bayern Münih, Chelsea, Juventus gibi takımlar Kıbrıs’a gelecek. Tabi ki çok zor bir turnuva, ama daha iyisini yapmak için en iyi motivasyon.
Maddi olarak elde ettikleri kazanç ise işin bir diğer tarafı. Bu kazançla daha iyilerini yapmak için de kaynak yaratmış oldular. Böylesi turnuvalarda Kıbrıslı Türk spor kulüpleri ve sporcularını görememek, ne siyaset ne de Kıbrıs sorunu ile açıklanabilir. Bu büyük bir haksızlık; bu sorunu biz yaratmadık, cezasını biz çekiyoruz.
İşte bu noktada, olur veya olmaz, tüm kapıları zorlamak gerek. Kıbrıslı Türkler hakkını aramıyor, biz de “varız” diyemiyor. Bunu dile getirmek için başkalarının oluruna, insafına veya mazeretlere sığınmamak gerek. Mutlaka ki zor, hatta imkânsızdır; benim derdim, zorluklar ve imkânsızlıklar karşısında mücadele edilmemesidir.
KKTC Süper Lig şampiyonunun Şampiyonlar Ligi’ne alınması için bir iddia veya talebim yok. Ancak sporun ve sanatın evrenselliğine inanıyorum; katılabileceğimiz her türlü organizasyonda olmalıyız diyorum. Zorlamalı, yaratmalı, gerekirse yapmalı; en başta ülke gençlerine bir motivasyon alanı sağlanmalı.
Bu sadece bir örnek. Söylediklerim pek çok konu için geçerlidir. Beklemekle bir şeylerin değişeceğine inanmak, kendi kendini kandırmaktır. Ve en başa dönersek: Dünyanın çoktan aştığı meselelerle, birbirinin üzerine çıkmaya çalışan bir insan topluluğu olarak, ancak ve ancak bir kazanda kaynamaya devam ederiz.

Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.