“Hükümete değil, muhalefete talibiz” 

Yayın Tarihi: 29/05/24 07:00
okuma süresi: 4 dak.

Hayvan üreticilerinin eylemi, onuncu gününde de devam ediyor.

Bu hafta başında eylem, sendikalar ve siyasi partilerin katılımıyla, başka bir boyuta evrildi.

Konu hayvancının sorunu olmaktan öte, siyasallaştı.

Bu durum, bir yere kadar normal ve anlaşılırdır.

Mesele, konunun bütününden, kökeninden ayrılmadan, sonuç odaklı olmaktır.

Süreç uzayacak, bu belli, hükümet ve hayvan üreticilerinin dünkü çözüm arayışı sonuçsuz kaldı.

Umarım, hayvancıların eylem sebepleri gölgede kalmaz.

Anlaşılır gibi değil, herkes bir şeyler söylüyor, çeşitli yorumlar yapılıyor, ancak neyin, ne olduğu, kimin neyi, neden yaptığı anlaşılamıyor.

Bu noktaya gelinmemeliydi.

Et ithalinin yasaklanması talebi bir türlü açıklanamadı, somut, geçerli bir sebep ortaya konamadı, anlatılamadı.

Konunun özüne, kamuoyunda ciddi bir de destek var.

İthal et, yerli etin yerini almayacak, sadece bir alternatif olacak, herkes kazancına göre, hangi eti alabiliyorsa alacak.

İsteyen yerli et, dileyen güneyden, daha uygun fiyatla olacaksa da, ithal eti tercih eden, onu satın alacak.

Elbette hayvancının, üreticinin başka eylem sebepleri de vardır.

Ciddi bir reform ve güncellemenin her alanda olduğu gibi, üretim alanında olması kaçınılmazdır.

Bu bir ihtiyaç ve mevcut sistem gitmiyor, tamamen tıkanmış, günlük çözümler de artık çare olmuyor.

Süreç nereye doğru gidecek, bugün için bunu kestirmek zor.

Umut Ersoy, Bağımsızlık Yolu genel sekreteri.

Kıbrıs Postasında güzel bir sohbet yaptık.

Pek çok konu yanında, güncel konu, üretim, hayvancılık ve et ithali sohbetin merkezi oldu.

Bağımsızlık yolu, konuya nasıl yaklaşıyor, bu soruya genel sekreter Umut Ersoy şu cevabı verdi;

“Meselenin özüne dönmek lazım. Günlük çözümlerle sorun ortadan kalkmayacak. Yapısal, sistemsel birçok sorun var. Madde madde masaya yatırılıp, sorununun kökenine inmek gerek.

Bizim hayvancılık politikasızlığına çözüm bulmamız şart. Yoksa bir süre sonra yine aynı konu, aynı sorun yeniden gündeme gelecek.

Girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerek. Birincisi yem, ikincisi elektrik, üçüncüsü de akaryakıt. En temel girdiler bunlar. Üretimle direk ilgili, üretim maliyetini birebir etkileyen etkenler.

Hayvancılık politikası üretilmeli ve planlanmalı. Yem yurt dışından geliyor. Elektrikle ilgili kamu özel ortaklığı uygulaması var. Kamusal enerji üretiminden uzak bir uygulama. Akaryakıt, hem ulaşım, hem de üretim ve dağıtımda bir yapı taşı. Ama iki şirketin eline bırakılmış. Devlet olarak yapmanız gereken, akaryakıtı kendiniz getirmek. Ancak, kamucu ve planlı bir ekonomide, ihtiyaçları belirler ve eksikleri giderirsiniz. Maliyetleri düşürüp, alım gücünü artırabilirsiniz.”

Son olarak, Bağımsızlık Yolu’nun şu yaklaşımını önemsediğimi de belirtmek istiyorum;

“Bağımsızlık Yolu hükümete değil muhalefete taliptir. Bunun sebebi, Bağımsızlık Yolu’nun iktidarı reddetmesi değildir. Aksine, Bağımsızlık Yolu, parti çalışmalarının merkezine iktidar mücadelesini koymaktadır. Tam da bu sebeple, Bağımsızlık Yolu, hükümete değil muhalefete taliptir. Çünkü gerçek bir iktidar mücadelesi, önce gerçek bir muhalefet oluşturmaktan geçmektedir.”

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları