BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Zor günler kapıda: Döviz yükselirken halkın psikolojik çöküşü derinleşiyor!

Yayın Tarihi: 28/03/25 07:30
okuma süresi: 10 dak.
A- A A+

MERT MAPOLAR’IN KÖŞE YAZISINI SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yaşlı Ahmet amca, ömrü boyunca emeğinin karşılığını alabileceği bir emeklilik hayali kurarak çalıştı. Bugünse pazar filesini doldurmak için defalarca etiket fiyatlarına bakıyor, kasaya vardığında ise cebindeki parayı hesaplarken eli titriyor... Ayşe teyze, yılların alışkanlığıyla hastaneye gitmek istiyor ama ilaç fiyatlarını duyunca, bir kaç gün daha dayanabileceğini umarak eve dönüyor... Gençlerse geleceklerini görebildikleri tek yerin, yurt dışı olduğuna inanarak, ülkeden kopup gitmeye hazırlanıyor. KKTC’de ekonominin geldiği nokta, bir halkın geleceğe dair umudunu, karanlığa sürükleyen, derin bir kriz haline dönüşmüş durumda.

Ekonomi ve İnsan Psikolojisi: Görmezden Gelinemeyecek Kadar Önemli Bir Bağlantıdır...

Ekonomi, yalnızca piyasa dengelerinden ibaret değildir; aynı zamanda bireylerin duygu, düşünce ve davranışlarını doğrudan etkileyen en güçlü faktörlerden de biridir. Ekonomik belirsizlik, toplumda korku ve endişeyi artırırken, umutsuzluk duygusunu tetikleyerek bireylerin motivasyonunu düşürür. İşsizlik, geçim sıkıntısı ve en temel ihtiyaçlara bile ulaşamama kaygısı, bireyin psikolojisini ciddi şekilde etkileyerek depresyon ve anksiyete gibi olumsuzlukların artmasına yol açar. Ekonomik refah içindeki toplumlar daha huzurlu ve yaratıcı olurken, ekonomik kriz içinde kıvranan toplumlar ise öfke, yılgınlık ve toplumsal huzursuzluk içinde savrulurlar... Bu yüzden, ekonomik politikaları şekillendirirken yalnızca mali dengeleri değil, aynı zamanda halkın psikolojik refahını da göz önünde bulundurmak, artık çok daha hayati bir gerekliliktir.

Dövizdeki tırmanış, hayat pahalılığını şimdi çok daha fazla tetikliyor, her şeyin çok daha pahalı olacağı günlere doğru son sürat gidiliyor... İnsanların alım gücü hızla düşerken, temel ihtiyaçlara ulaşmak bile zorlaşıyor... Gıda, kira, sağlık ve eğitim gibi en temel alanlarda yaşanan fiyat artışları, toplumsal refahı hızla geriye çekiyor. Artan mali baskılar, bireylerin stres seviyelerini yükseltirken, aile içi huzursuzlukları, psikolojik rahatsızlıkları ve hatta suç oranlarını tetikliyor. Toplumun büyük bir kesimi, her geçen gün geleceğe dair daha fazla kaygı duyuyor ve güvensizlik hissi yaygınlaşıyor. Ekonomik istikrarsızlık, sadece rakamlarla ölçülebilecek bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal huzurun ve insan psikolojisinin de en büyük belirleyicilerinden biri haline geliyor...

Bağımlı Ekonomilerin Karşı Karşıya Kaldığı Olumsuzluklar Çoğalıyor...

Ekonomik bağımlılık, bir ülkenin dış politikadaki kırılganlığını artırırken, kendi ekonomik geleceğini de kontrol edememesine yol açıyor. KKTC gibi dış finansmana büyük ölçüde bağımlı ekonomilerde, dış kaynakların kesilmesi ya da azalması anında, büyük ekonomik krizlere neden oluyor. Bunun sonucunda, ülkede işsizlik daha fazla artıyor, kamu hizmetleri aksıyor ve sosyal refah geriliyor... Ekonomik bağımsızlığın olmaması, ülkedeki siyasi karar alma süreçlerini de dış etkilere açık hale getiriyor ve ülke yönetiminin manevra alanını da ciddi anlamda kısıtlıyor... Bu durumlar, uzun vadede ekonomik gelişim yerine, sürekli bir döngü halinde krizlerle baş etmeye çalışan bir toplum yaratıyor... Bu nedenledir ki, KKTC'nin sürdürülebilir bir ekonomik yapı kurabilmesi için, kendi üretim kapasitesini artırması, ihracat odaklı bir ekonomi geliştirmesi ve dışa bağımlılığı azaltacak stratejiler benimsemesi, şimdi artık çok daha fazla önemlidir...

KKTC Ekonomisinin Bağımlı Yapısı: Ekonomik Özgürlükten Uzak Bir Gerçekliktir...

KKTC ekonomisi, uzun yıllardır büyük oranda Türkiye ekonomisine endeksli bir yapıya sahip olmuştur. Türkiye’deki ekonomik dalgalanmalar, buradaki piyasaları derinden etkiliyor. Son dönemlerde Türkiye'de yaşanan gelişmeler, KKTC'de adeta tsunami etkisi yaratmış durumda.

Bilinmeli ve şimdi daha fazla dikkat edilmelidir ki ekonomi, halkın gerçek bir kalp atışıdır!

Peki, KKTC bu bağımlılık zincirini kırmak için ne yapıyor? Hangi önlemleri alıyor?

Yapılması gerekenler ve atılması gereken adımlar gerçekten atılıyor mu?

Bunun İlk Adımı: İç Dinamikleri Güçlendirmekle başlamak...

KKTC'nin ekonomik özerkliği artmadan, tam anlamıyla bağımsız bir gelecek tasarlaması oldukça zor görünüyor...

Peki, öncelikle yapılması gerekenler nelerdir?

  1. Kamu Harcamalarında Tasarruf ve Verimlilik

    • Devletin gereksiz harcamalarını azaltması, lüks giderlerini kısması gerekiyor artık.

    • Siyasi partiler, köklü ekonomik reformlar konusunda uzlaşıya varmadan, yapay gündemlerle gününü geçirmemeli.

  2. Yerel Üretimin Desteklenmesi

    • Tarım ve hayvancılığı canlandıracak projeler geliştirilmeli. İthalat yerine yerli üretim teşviki artmalı.

    • Turizm ve eğitim sektörleri, kara para aklama gibi yozlaşmış alanlar yerine, kaliteli hizmet sunan yapılara dönüştürülmeli.

  3. Yenilenebilir Enerji ve Teknolojik Yatırım

    • KKTC, güneş enerjisi ve yenilenebilir enerji kaynakları konusunda büyük potansiyele sahip. Dışa bağımlı enerji yerine, yerel ve sürdürülebilir kaynaklar geliştirilmeli.

    • Bilişim ve teknoloji alanlarında yenilikçi adımlar atılmalı.

  4. Halkın Alım Gücünü Koruma ve Sosyal Politikalar

    • Bir ülkede, insanların mutlu olup olmadığını anlamak için, markete ve hastaneye bakın derler... Peki burada görülen tablo nedir? Cevap ortada... Market fiyatlarının denetimi artmalı, temel gıda ürünleri için devlet destekli çözümler geliştirilmeli.

    • Asgari ücret ve maaşlar gerçek enflasyona göre düzenlenmeli.

Son Söz: Cesaretle Adım Atma Zamanı!

KKTC ekonomisi, her dalgada biraz daha derine batmaktan kurtarılmalıdır artık... Ekonomik kriz sadece bir rakam meselesi değildir; toplumun ruh halini, umudunu, yaşam kalitesini belirleyen en büyük etkendir.

Hatırlamalı ve tekrar hatırlatmalıyız ki, cesurlar kazanır, korkanlar hep bağımlı kalmaya devam ederler...

Bugün, ekonomik özgürlük için cesurca adım atmanın, tam da zamanındayız... Çözümler ortadadır. Yeter ki, KKTC yönetimi ve halkı olarak bir an önce harekete geçmeye karar verilsin...

Bilinen önemli bir gerçeklik vardır ki; zor günler kapıda, döviz de yükselişte… Ama her fırtına, doğru yönlendirildiğinde, bir fırsata dönüşebildiğini de hatırlamalı ve hatırlatmalıyız...

Bugün, KKTC ekonomisinin geleceği, yalnızca piyasa dengesine değil, aynı zamanda cesaretimize, irademize ve toplumsal dayanışmamıza da bağlıdır... Aslında dövizin yükselişi, hayat pahalılığının artışı, tüm toplumu bir testten de geçiriyor... Ancak unutulmamalıdır ki, krizler yalnızca zorluk değil, aynı zamanda değişim ve dönüşüm için de önemli fırsatlardır... Böylesine dönemlerde en büyük sınavımız, korku ve belirsizlikle değil, çözüm odaklı düşünceler ve cesur adımlarla yüzleşmektir. KKTC, ekonomik bağımsızlık ve refah için geçmişin zincirlerinden kurtulup, yeni bir yön de çizebilmelidir. Bu yalnızca liderlerin değil, her birimizin cesaretle atacağı adımlarla da mümkün olacaktır. Şimdi, bilinçli, güçlü ve kararlı bir adım atma zamanındayız...

Farkına varmalı ve farkına vardırmalıyız ki, karanlık zamanlar en parlak ışıkları da doğurur...

Yaşlı Ahmet amca, pazara gittiğinde, her gün artan fiyatlarla karşılaştıkça, geleceğine dair umutları biraz daha silinmeye devam ediyor... Ayşe teyze, ilaçlarının fiyatı yüzünden hastaneye gitmekten, hep vazgeçiyor... Her geçen gün yaşam kalitesinin düşmesinin yükü, omuzlarda biriken başka bir ağır yük haline dönüşüyor... Gençler, umutlarını başka topraklara, başka ufuklara yönlendirmişken, ülkede kalanlar ise, bir çıkış yolu aramanın kısır döngüsüne kendilerini hapsediyor... Bu karmaşa, yalnızca ekonomik krizden değil, insanların ruhunda derinleşen bir kaygıdan, korkudan besleniyor. Ancak, bu karanlık, her zaman ışığın en güçlü parladığı anı da işaret ediyor...

KKTC’nin ekonomisi, belki de yıllardır verdiğimiz bilinçli ve bilinçsiz onaylarla, zincirlerini kırmaya cesaret edemedi... Ancak, bu yolculukta her bireyin, her ailenin, her halkın gücü büyüktür. Çünkü krizler, toplumların gerçek gücünü keşfetmesi için bir fırsattır... Şimdi zaman, geçmişin hatalarından ders çıkarmak, ülkenin geleceğini daha sağlam temeller üzerine inşa etmek için, harekete geçme zamanıdır... Toplumun her bireyi, tıpkı Ahmet amca ve Ayşe teyze gibi, kendi geleceğini şekillendirecek bir parça ışık olabilir... Bu süreçte, yalnızca ekonomik bir dönüşüm değil, toplumsal bir dönüşüm de yaşanacaktır. Gerçek güç, zorluklarla değil, bu zorlukları aşacak cesaretle de ortaya çıkar. Bu yüzden, halk olarak birbirimize inançla yaklaşmalı, birlikte güçlü adımlar atmalıyız. Çünkü her karanlık, bir ışığa ev sahipliği yapar ve o ışık, her birimizin içindedir...

Mert MAPOLAR, C.Ht.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.