Özsaygı ve benlik algısı: Kendimizi nasıl görürsek, hayatı öyle yaşarız
Kızınızı izliyorsunuz... Elinde fırçası, büyük bir kağıdın karşısında duruyor. Kırmızı, mavi, sarı… Renkler birbirine karışıyor. Yanına yaklaşıp “Ne çiziyorsun?” diye sorduğunuzda, “Bir ejderha! Çok güzel oldu.” diyor. İşte o an, sadece bir resim görmüyorsunuz; o çocuğun kendi gözündeki “ben”i görüyorsunuz. Peki ya o ejderhayı çizerken duyduğu gurur? O da öz saygının ta kendisi.
Çocukların kendilerini nasıl gördükleri ve bu gördüklerinden ne kadar memnun oldukları, tüm yaşamlarını etkileyen görünmez bir pusula gibidir. Bu pusula doğru yönde ayarlandığında çocuk, hem bugününde hem yarınında sağlam adımlar atar.
ÇOCUKLUKTA TEMELLERİ ATIYORUZ
Araştırmalar, öz saygının temellerinin büyük ölçüde çocuklukta atıldığını gösteriyor. Evde, okulda veya arkadaş çevresinde aldığı mesajlar, çocuğun kendine bakışını şekillendiriyor. Tabii çevrenin etkisi bu kadar büyükken, sürekli eleştirilen, kıyaslanan ya da görmezden gelinen bir çocuk, ilerleyen yıllarda “Ben yeterli değilim” inancını içselleştirebiliyor.
Örneğin; düşünün ki ilkokul 2. sınıfa giden Eren, ödevini yapmadığında annesi ona “Sen zaten hep tembelsin” diyor. Bu tek bir cümle değil, tekrarlandığında bir “etiket” haline geliyor. Eren, zamanla kendisini “tembel” olarak tanımlamaya başlıyor ve bu etiket onun akademik motivasyonunu, gelecekteki iş yaşamını ve hatta arkadaş ilişkilerini bile etkiliyor.
AŞIRI ÖVGÜ DE ÇÖZÜM DEĞIL
Bazen aileler olarak çocuklarımızı korumak adına onları sürekli övüyoruz. “Sen harikasın, sen en iyisisin” gibi cümleler kısa vadede çocukları mutlu etse de, uzun vadede gerçekçi olmayan bir benlik algısının oluşumuna yol açabiliyor. Bu tutumla yetiştirilen birey, hayatın doğal akışındaki başarısızlıklarla karşılaştığında hayal kırıklığı ve yetersizlik hissi yaşayabiliyor.
Sağlıklı bir benlik algısı, hem güçlü yanları hem de gelişmesi gereken alanları fark ederek inşa edilir. Yani bireyin “Bu konuda iyiyim ama şurada daha çok çalışabilirim” diyebilmesi gerekir.
YETİŞKİNLİKTE KENDİMİZLE BARIŞMAK
Kimi insanlar yetişkinliğe geldiklerinde hâlâ içlerindeki “eleştiren ses” ile yaşıyor. Bu ses, çocukken ebeveynlerinden, öğretmenlerinden ya da çevrelerinden duydukları sözlerin bir yankısı olabilir. “Sen başarısızsın”, “Sen beceremezsin” gibi mesajlar, yıllar geçtikçe iç sesimize dönüşebiliyor.
Bazen de tam tersi, geçmişte hiç sınır konmamış ya da her isteği yerine getirilmiş bir birey, gerçek hayatın sorumluluklarıyla karşılaştığında büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. “Ben hep iyi ve özelim” inancı, hayatın adil olmadığı gerçeğiyle çarpışınca öz saygı ciddi zarar görebiliyor.
AYNADAKİ YANSIMAMIZ: GÜNLÜK HAYATTA ÖZSAYGI
Örneğin, bir iş görüşmesinden olumsuz yanıt alan, öz saygısı yüksek bir kişi bunu “Bu pozisyon bana uygun değildi, mutlaka başka fırsatlar çıkacaktır” şeklinde değerlendirirken, öz saygısı düşük olan biri ise “Demek ki bende eksik olan bir şeyler var, yetersizim” gibi, kendine yönelik daha olumsuz bir çıkarım yapabilir. Aradaki fark, ilk kişinin değer algısının dış koşullardan daha az etkilenmesidir.
Arkadaş ilişkilerinde de benzer bir durum gözlemlenir. Sağlıklı bir öz saygıya sahip olan kişi, arkadaşının yaptığı eleştiriyi kişisel bir saldırı olarak algılamak yerine, bunu ilişkisini geliştirecek bir geri bildirim olarak görebilir. Öz saygısı düşük bir kişi ise bu eleştiriyi reddedilmişlik veya kabul görmeme duygusuyla ilişkilendirebilir.
Ebeveynlikte ise kendine güvenen bir anne-baba, çocuğunun hata yapmasına alan tanır, bunun öğrenme sürecinin doğal bir parçası olduğunu bilir. Öz saygısı düşük olan bir ebeveyn ise çocuğunun başarısızlığını kendi ebeveynlik becerileri ya da kişisel değeriyle ilişkilendirebilir, bu da hem kendisi hem de çocuk üzerinde baskı yaratabilir.
Öz saygı ve Benlik Algımızı Güçlendirmek İçin Neler Yapılabiliriz?
- Gerçekçi hedefler koymak, ve küçük adımlarla ilerlemek, başarı hissini pekiştirir.
- Kendi iç sesimizi fark etmek! Kendimize söylediğimiz olumsuz cümleleri yakalayıp yerine destekleyici sözler koyabiliriz.
- Başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçmek... Herkesin koşulları ve başlangıç noktasının farklı olduğunu unutmayalım.
- Destekleyici ilişkiler kurmak ve yanında kendinizi değerli hissettiğiniz insanlarla vakit geçirmek.
- Hata yapmayı normalleştirmek. Hatalar öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır.
ÇOCUKLARDA ÖZSAYGI İÇİN EBEVEYNLER NASIL YARDIMCI OLABİLİR?
- Çocuğun başarısını değil, çabasını övün. “Ne kadar emek vermişsin” gibi cümleler, sonucu değil süreci değerli kılar.
- Çocuklarınıza mutlaka sorumluluk verin... Masayı toplamak, bitkileri sulamak gibi yaşına uygun görevler çocuğun kendini yeterli hissetmesine olanak tanır.
- Duygularını onaylayın: “Üzgün olduğunu anlıyorum” gibi ifadeler, çocuğun kendini ifade etmesine ve duygularının kabul edildiğini görmesine yardımcı olur.
Sonuç olarak, öz saygı ve benlik algısı hayatımızın her alanını etkileyen güçlü psikolojik yapı taşlarıdır. Bunlar sadece “öz güven” kelimesiyle özetlenemez; çocukluktan yetişkinliğe uzanan, öğrenilen ve geliştirilebilen becerilerdir. Kendimizi nasıl gördüğümüz, dünyayı nasıl deneyimlediğimizi belirler. Unutmayalım ki, kendimizle kurduğumuz ilişki, hayatla kurduğumuz ilişkinin temelidir.

Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.