Kuru değil, yaş yanıyor

Yayın Tarihi: 07/06/24 07:00
okuma süresi: 4 dak.

Ülkenin, sahtecilik konularıyla anılması, herkesi rahatsız etmeli.

Son bir yıldır, birçok konuda, akla hayale gelmeyecek gelişmeler yaşanıyor.

Bir gündem oluşuyor, tüm dikkatler günlerce buraya yoğunlaşıyor, onlarca söylem ve bilgi kirliliği içinde, yanlışla, doğru iç içe geçiyor.

Bir taraf acımasızca linç ediyor, bilip, bilmeden yargılıyor, cezalandırıyor.

Bir taraf savunmaya geçiyor, kendi otokontrolünü yapmadığı gibi öze eleştiri ve doğruyla, yanlışı ayırmayı da denemiyor.

Kaybeden kim mi, elbette toplum, vatandaş, sen, biz, onlar, bizler.

Geçtiğimiz hafta Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) bir açıklama yayınladı.

Hayvan üreticilerinin eylemi ve ithal et karmaşası içinde hak ettiği yeri alamayan bu açıklamanın, can alıcı kısmını paylaşıyorum;

“SİGORTALI EMEKÇİLERİN BİR AN ÖNCE MAĞDURİYETLERİ SONLANDIRILMALI”

“Hastaların ilaca erişememesi nedeniyle fonda biriken parayı umarız hükümet, tasarruf olarak değerlendirmiyordur” denilen açıklamada, şöyle devam edildi:

“Bu süreçte çalışanların primlerinden kesintiler yapılırken, aynı zamanda da ceplerinden binlerce lira ödeyerek sağlıklarını korumaya çalışan sigortalı emekçilerin bir an önce mağduriyetlerini sonlandırılmalıdır.”

Açıklamada, sigortalılara, sendikalara ve hasta hakları derneklerine, “İlaç parası ödememek için oyalanıyorlar. Hakkınızı talep ediniz” çağrısı yapıldı.

Birlik açıklamasında, bu mağduriyetin giderilmesi için başta Başbakan olmak üzere, tüm bakanlar ve Sigortalar Dairesi yönetimi, ivedi göreve ve çözüm odaklı iş birliğine davet edildi.”

Çok önemli bir konu, insan, hasta hakkı söz konusu.

Sahte reçete olayı sebebiyle, sürdürülen süreç, tabi ki bir taraftan devam etmeli, ettirilmeli.

Ancak söz konusu süreç ne kadar uzayacak, nerede sonuçlanacak, sonuçları ne getirecek kimse kestiremiyor.

Vatandaş mağdur, sigortalı, ilaca erişimde sıkıntı yaşıyor, ciddi paralar ödüyor ki bu hizmet için çifte maliyet demek.

Sahte reçete olayı gündeme geleli aylar oldu.

Ne doktorlar, ne eczacılar, ne de devlet tarafı, kötü niyetli olanları savunmamalı, en başından gerekeni yapmalı, olması gereken budur.

Herkes kendince haklı ve bir savunma alanı oluşturmuş.

Tek savunmasız ise ilaca erişemeyen, sigortalı olmasına rağmen, ilacına ulaşmak için kat ve kat para ödeyen hastalardır.

Kurunun yerine esas yaş yandı.

Bir an önce otokontrolü sağlanan, yeni bir sistem hizmete geçirilmeli.

Ortada bir sorun varsa ki var bunun bedelini vatandaşın ödemesi son derece haksız bir sonuç.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliğinin aynı açıklamasından;

“13 Şubat’ta Sosyal Sigortalar İdare Meclisi tarafından oy birliğiyle resmi olarak sorunun çözümü için, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’ne davet yazısı gönderildi.

Birlik Yönetim Kurulu’nun da oy birliği ile sorunun hızlıca çözümüne yönelik görüşmelere katılma kararı alındı. Mart ayında başlanan görüşmelerde, önce mart sonuna kadar, sonuçlanmayınca ise nisan sonuna bitirilmesi gerektiği belirtildi o da olmadı, mayıs ayı sonuna geldik.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği ile Sosyal Sigortalar Dairesi arasında yürütülen görüşmelerde tam sona gelindi dediğimiz anda yeni sorunlar ortaya çıkarılmaktadır. Yapılan görüşmelerde sorunların çözüldüğü belirtilse de son noktayı koymak için bir araya gelinememiştir.”

Zaman geçiyor ve sonuç, ilerleme yok.

Mayıs ayı bitti, mağduriyet devam ediyor, görünen o ki haziran ayı da bitecek ve değişen bir şey olmayacak.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Erçin ŞAHMARAN yazıları